
Bu yazımızda Ünlü düşünürler ve sözlerini sizlerle paylaşıyoruz sizde eklenmesini istediğiniz ünlüleri yorumlar bölümünden bizlere iletin.

Üç türlü insan vardır:
1. Allah’ı bulanlar ve O’na hizmet edenler;
2. O’nu aramakla meşgul olup, henüz bulamayanlar;
3. O’nu, ne arayan, ne de bulanlar, zaten bunlar arayıp bulma çabası da göstermezler.
İlk gruba girenler, akıllı ve mutlu,
Ortadakiler ise mutsuz ve/fakat akıllıdır.
İnsanlar hiçbir zaman kötülüğü dini inançlarından dolayı yaptıklarında olduğu kadar eksiksiz ve neşeyle yapmazlar.
Güzel sözlerin maliyeti çok değildir. Ama çok şey başarır.
Allah’ı bilmekle, O’nu sevmek arasında ne kadar büyük fark var.
Mutluluk ne içimizdedir ne de dışımızda. O, Tanrı ile kendimiz arasındaki birleşmededir.
Ölümü, sefaleti ve cehaleti tedavi edemeyen insanlar, mutlu olmak için bu tür şeyleri düşünmemeye karar verdiler.
Sonuncu grubun insanları ise, aptal ve mutsuzdur. (Blaaise Pascal)

Kendini dünyalar kadar değerli zannedenlere kısa bir not! Dünya beş para etmiyor.
Sadece Allah’a inanın. Gerisi inanılacak gibi değil.
Makyajı abdest olan bir kadının; hayatı da güzeldir hayası da…
7 Hristiyan bir danaya girmedikçe Çam ağacı süslemem.
Tereddüt edersen bacakların seni taşımaz… “Yürüyeceğim” de bas ve yürü…
Sen çok sev de bırakıp giden yar utansın.
Kurban olduğum Allah’a bile günde beş vakit ulaşılabiliyorken, kendini ulaşılmaz sananlara selam olsun.
Sevdiğini belli et… Gizlemek başkalarına fırsat vermektedir.
Kimileri vardır aşın en yücesine layıktır. Kimileri vardır aşkın en yücesini versen de aşağılıktır.
Yaşamıyoruz… Resimlerimiz, fotoğraflarımız kadar yaşamıyoruz.
Yeryüzü boşaldı habersiz miyiz? Güneşe göç var da kalan biz miyiz?
Adamlık cinsiyet değil şahsiyet meselesidir.
Aldığımız nefesi bile geri veriyorsak, hiçbir şey bizim değil.
Çok sıkıldıysan hayattan bir mezarlığa git. Ölüler iyi bilir; Yaşamak güzeldir.
Bir gün akşam olur biz de gideriz, Kalır dudaklarda şarkımız bizim.
Bu gidişle, utanmaktan utanan bir nesil gelecek.
Hayatın çilesine tahammül gerek, değil milki sefa ile cefa müşterek? Sizce ağlamak için gözyaşı mı gerek, bazen dertliler de ağlar ama gülerek.
Armut deyip geçmeyin, onun ilk hecesi çoğu kişide yoktur!
Bana çağdışı diyorlarmış. Ne büyük bir onur! Ben bu çağın dışında kalmayayım da, içinde mi boğulayım. (Necip Fazıl Kısakürek)

Ancak küçük ruhlar işlerin ağırlığı altında ezilir; onlardan sıyrılmayı, bir yerde yeniden durup başlamayı bilmezler.
Her konudan çok kendimi incelerim. Benim metafiziğim de budur, fiziğim de.
Bre zavallı insan, az mı derdin var ki kendine yeni dertler uyduruyorsun. Az mı kötü haldesin ki, bir de kendi kendini kötülemeye özeniyorsun. Ne diye çirkinlikler yaratmaya çalışıyorsun? İçinde ve dışında zaten o kadar çirkinlikler var ki! O kadar rahat mısın ki rahatının yarısı sana batıyor?
Bir amaca bağlanmayan ruh, yolunu kaybeder; çünkü, her yerde olmak hiçbir yerde olmamaktır.
Kafam durup dinlenmeden, hiçbir sıra, hiçbir ilinti gözetmeden öyle garip fikirler, öyle saçma sapan hayaller kuruyor ki ilerde bunların manasızlığını ve acayipliğini görüp kendinden utansın diye hepsini kaydetmeye başladım.
Çünkü bilmediğini bilmek için bir hayli anlayış olmalı insanda: Bir kapının kapalı olduğunu anlamak için o kapıyı itmek gerekir.
Ölümün bizi nerede beklediği belli değil, iyisi mi biz onu her yerde bekleyelim.
Aşk, karşılıklı duyumlar, uyumlar isteyen bir ilişkidir.
Çekilir şey midir memleketinin bir bucağına çivilenip kalmak?
İnsan her yerde hep o insandır ve bir insanın özünde soyluluk olmadı mı, dünyanın tacını giyse yine çıplak kalır.
İnsanlar başaklara benzerler, içleri boşken başları havadadır, içleri doldukça eğilirler. (Montaigne)

Konuşmak ihtiyaç olabilir ama susmak bir sanattır.
Hoşgörü, her türIü güçte ve yetenekte kendini gösteren barışın tek sağIayıcısıdır.
Yaşamak, kendi kendini adam etmektir.
Düşünmek koIaydır, yapmak zordur.
Dünya güzeIdir, ama bir şairin gözüyIe daha da güzeI oIur.
BaşkaIarının mutIuIuğundan kendine pay çıkaran insan, en mutIu insandır.
Uşağım biIe oIsa, yanIışIarımı düzeIten efendim oIur.
Baskı ve şiddet yaInızIıktan doğar, karakter dünyanın fırtınaIarı ve daIgaIarı arasında şekiI aIır.
Her zaman güvensizIik göstermek, her zaman güvenmek kadar büyük bir yanIışIıktır.
Zeka ve biIgiyi kuIIanarak etinden kemiğinden kendi heykeIini yapmaktır.
Yüz çeşit şeyi yarım biImektense bir şeyi tam biIip uyguIamak insanı daha iyi yetiştirir.
KardeşIerimi tanrı yarattı ama dostIarımı ben buIdum.
EtkinIiğimi artırmadan ya da doğrudan doğruya canIandırıp yaşamıma bir şey katmadan bana yaInızca biIgi veren her şeyden nefret ediyorum.
Yaşamaya zaman ayırın, zira zaman bunun için vardır. düşünmeye zaman ayırın, başarının bedeIi budur.
Büyük tutkuIar umutsuz birer hastaIıktır. OnIarı tedavi edebiIecek oIan şey, onIarı gerçekten tehIikeIi haIe de sokabiIir.
Mal kaybeden, bir şey kaybetmistir, onurunu kaybeden birçok şey kaybetmiştir. Fakat cesaretini kaybeden her şeyini kaybetmistir. (Goethe)

Herşeyi bildiğini sanma! gerçekte çok bilgili olsanda kendine cahilim diyebilecek cesaretin olmalı. (Ivan Pavlov)

Kesin olan bir şey var. Bir şeyin doğruluğundan şüphe etmek.
İnsanların gerçekten ne düşündüklerini öğrenmek için söylediklerine değil, yaptıklarına dikkat edin.
Düşünüyorum, o halde varım.
Aklın öğütlediği her şeyi tutkuya kapılmaksızın yerine getirmek için sağlam bir kararlılık gerekir. Bence erdem, bu karar sağlamlığıdır.
İyi kitaplar okumak, geçmiş yüzyılların en iyi insanlarıyla sohbet etmek gibidir.
Unutma, sana ışık tutanlara sırtını dönersen, göreceğin tek şey kendi karanlığındır.
Şüpheyi, asla işlerimizi sevk ve idarede kullanmamalıyız.
Tanrı’nın varlığı, bir hakikati ifade eden geometrik teorilerden daha hakikidir.
Eğer gerçeği gerçekten bilmek istiyorsan, yaşamında bir kez olsun bütün şeyler hakkında şüphe et.
Aldatmaz olduğu için de Tanrı’nın bildirdiği doğrudur.
Benim bilgime güvenin bu bilgiler gerçekliği kanıttır kanıtlamak düşünmeyi gerektirir.
Tanrı’nın bilgisinin mükemmel olması ve onun aldanmaz ve aldatmaz olması inancı, vahyin temelini oluşturur.
İyi kitaplar okumak, geçmiş yüzyılların en iyi insanlarıyla sohbet etmek gibidir.
İlk bilgim bu sağlam bilgidir. Şimdi bütün öteki bilgileri bu bilgiden çıkarabilirim.
Felsefe bir bilimdir ve geometrik yöntemi metafiziğe uygulamak gerekir, felsefeyi kesin bir bilim yapmak için.
Bizim çıkış noktamız bireyin subjektivitesidir… Çıkış noktamızdan bakıldığında ‘düşünüyorum öyleyse varım’ gerçeğinden başka bir gerçek olamaz. Herhangi bir gerçekten önce, bir mutlak gerçek olmalıdır. Bu gerçeği kavramak basittir, zira bireyin varlığında mevcuttur.
Kesin olan bir şey var. Bir şeyin doğruluğundan şüphe etmek. Şüphe etmek düşünmektir. Düşünmekse var olmaktır. Öyleyse var olduğum şüphesizdir. Düşünüyorum, o halde varım.
Yalnızlık, bir daha kırılmayacağın ve üzülmeyeceğin bir huzurdur. Onu çekilmez yapan tek şey ise yenilmişlik duygusudur. Hiç kimseye yararlı olmamak, tam anlamıyla değersiz olmak demektir. Şüpheyi, asla işlerimizi sevk ve idarede kullanmamalıyız. Benim bilgime güvenin bu bilgiler gerçekliği kanıttır kanıtlamak düşünmeyi gerektirir. Hürriyete ve insanın kendi üzerinde kurduğu kesin egemenliğe bayılıyorum.
Hakikatte ancak ve yalnız Tanrı’dır ki tam olarak bilgedir, yani her şeyin hakikati hakkında tam bilgisi vardır; fakat denilebilir ki insanlar daha önemli hakikatler hakkında az ya da çok bilgi sahibi oldukları ölçüde, az ya da çok bilgelik sahibidirler. Bu noktada bütün bilginlerin hemfikir olamayacağı hiçbir şey bulunmadığını sanıyorum.
İlk olarak, açık bir şekilde bilmediğim bir şeyi asla doğru olarak kabul etmem. İkinci olarak, doğru çözüme ulaşmak için incelediğim konuyu mümkün olduğu ölçüde küçük parçalara ayırır, ondan sonra analiz ederim. Üçüncü olarak, küçükten başlayarak büyüğe doğru adım adım ilerleyerek düşüncelerimi netleştirmeye çalışırım. Nihayet, son olarak, her durumun sonucunu ortaya koyar ve genel olarak gözden geçiririm.
Felsefe bir bilimdir ve geometrik yöntemi metafiziğe uygulamak gerekir, felsefeyi kesin bir bilim yapmak için. Düşünüyorum, o halde varım. Varım; çünkü düşünüyorum, çünkü şüphe ediyorum. Sana ışık tutanlara sırtını dönersen, göreceğin tek şey kendi karanlığındır. Eğer gerçeği gerçekten bilmek istiyorsan, yaşamında bir kez olsun bütün şeyler hakkında şüphe et. Gerçek bilgi; yaparak, denenerek öğrenilen bilgidir. Şüphe etmek, bilmeye atılan ilk adımdır. Aldatmaz olduğu için de Tanrı’nın bildirdiği doğrudur.
Kesin olan bir şey var. Bir şeyin doğruluğundan şüphe etmek. Şüphe etmek düşünmektir. Düşünmekse var olmaktır. Öyleyse var olduğum şüphesizdir. Düşünüyorum, o halde varım.
Şüphe etmek düşünmektir. Düşünmekse var olmaktır. Öyleyse var olduğum şüphesizdir. Düşünüyorum o halde varım. İlk bilgim bu sağlam bilgidir. Şimdi bütün öteki bilgileri bu bilgiden çıkarabilirim. Tanrı’nın varlığı, bir hakikati ifade eden geometrik teorilerden daha hakikidir. Felsefe bir bilimdir ve geometrik yöntemi metafiziğe uygulamak gerekir, felsefeyi kesin bir bilim yapmak için.
Düşüncelerimizin haricinde, hiçbir şey tamamıyla bizim elimizde değildir. Her çözdüğüm matematik- problem daha sonra başka bir problemi çözmeye yardım edecek bir kural oldu.
“Felsefe sözünden “bilgeliği inceleme” anlaşılır. Bilgelikten de yalnız işlerimizde ölçülülük değil, aynı zamanda hayatımızı sürdürebilme, sağlığımızı koruma ve bütün zanaatların icadı için de insanın bilebildiği bütün şeylerin tam bir bilgisi anlaşılır. Bu bilginin böyle olması için de onun ilk nedenlerden çıkarılmış olması gereklidir. Böylece bu bilgiyi edinme yolunu öğrenmek için (-ki asıl felsefe budur) bu ilk nedenleri, yani ilk ilkeleri aramakla işe başlamak gerekir.”
“Bu ilkelerde de iki koşul bulunmaktadır. Birincisi; bu ilkeler o kadar açık ve apaçık olmalıdır ki insan aklı onları dikkatle incelemeye koyulduğunda doğruluklarından şüphe etmesin. İkincisi; geriye kalan başka bütün nesneler var olmadığı hâlde dahi ilkeler bilinebilmeli, fakat buna karşılık, ilkeler var olmayınca başka şeyler bilinmemelidir. Bundan sonra da ilkelere bağlı olan şeylerin bilgisini öyle ilkelerden çıkarmalıdır ki yapılan dedüksiyonların bütün devamınca apaçık olmayan hiçbir şeye rast gelinmesin.”
Akıllı olmak da bir şey değil, mühim olan o aklı yerinde kullanmaktır. (Descartes)

İyi rejimler arasında demokrasi en kötüsüdür, ancak kötülerin en iyisidir.
Kimilerinin gerçekten özgür olabilmesi için ötekilerin köle olması gerekir.
Kahraman, çevresine ölüm yaymaz, ama ölüme meydan okur.
Yaratılış bakımından bütün kişiler öğrenmek isteği içindedirler.
Kimse tesadüfle veya onun vasıtasıyla doğru ve akıllı olmaz.
İnsan ve hayvan arasındaki tek fark düşünmektir düşünebilen.
Çünkü doğaya güvenilir, paraya değil.
Kişiler başaklara benzerler, içleri boşken başları havadadır, doldukça eğilirler.
Kanun düzendir, iyi kanun iyi düzendir.
Cesaret kuvvetle birleşince birazcık artar.
Hiçbir iyilik sahtelikle bir arada gitmez; doğru hiçbir zaman yanlışa yer vermez. Kendini olduğundan fazla göstermek de, çoğu kez gururdan değil budalalıktandır.
Her devinim, ne denli hızlıysa o denli devinimdir.
Zayıflar her zaman adalet ve eşitlik isterler. Güçlülerse bunların hiçbirini takmaz.
Yüreklilik güçle birleşince büsbütün artar.
İyiliğe gücün yetmezse, kötülük etme.
İnsanlar bir açıdan iyi pek çok açıdan kötüdür.
Sözün en güzeli, söyleyenin doğru olarak söylediği, dinleyenin de yararlandığı sözdür. (Aristo)

Yaşamak çok nadir rastlanan bir şeydir… Çoğu insan sadece var olur!
Hiçbir şey eskimez mutluluk kadar.
Hiçbir şey yapılmaya değmez, dünyanın yapılamaz dediklerinden başka.
Kendin ol! Diğerleri çoktan kapıldı.
Herkes üç ciltlik bir roman yazabilir. Tek gereken, hayat ve edebiyat konusunda tam bir cehalettir.
İnsanlar daha çok kendilerinin ihtiyacı olan şeyleri başkalarına vermeye bayılırlar, mesela öğüt gibi.
Vicdan ile korkaklık aslında tümüyle aynı şeylerdir, vicdan daha ticari bir isimdir, hepsi bu.
Kaybettim sandıkların, kurtulduklarındır belki. Unutma, kimi gittiği yeri mutlu eder, kimi terk ettiği yeri.
Aşkta sadık olanlar aşkın yalnızca uçarı yönlerini bilirler; aşkın trajedilerini bilenlerse vefasızdırlar.
Kimse geçmişini geri satın alabilecek kadar zengin değildir.
Kendime yalan söylemeye başladığımdan beri, kimseye inanmıyorum.
Evet, Dorian, her zaman seveceksin beni çünkü ben senin işlemeyi göze alamadığın tüm günahları simgeliyorum.
Başkalarının düşüncelerine göre hareket edeceksek kendi düşüncelerimizin ne anlamı kalır.
Akıp giden bir bataklığın içindeyiz hepimiz ama yıldızlara bakıyor bazılarımız.
Var olan her kusursuz şeyin ardında acılar gizliydi. En sıradan çiçeğin açması için dünyanın çile çekmesi gerekiyordu sanki.
Nankör insan, her şeyin fiyatını bilen fakat hiçbir şeyin değerini bilmeyen kimsedir. (Oscar Wilde)

Ancak cüceler küçüldüklerini hissetmezler…
Tesadüfün yükselttiği insanlar, gerçekten yüksek olan İnsanlardan daha yüksek görünür.
Kafalar Boş durdukça kalınlaşır.
Ömründe hiç yalan söylememiş insana Yalan söylemeye hiç kimse cesaret edemez. Herkesin yalan söylemeye olan cesareti böyle bir kişi bulunmadığı içindir.
Zayıfın her hali gibi iyiliği de, kötülüğü de zayıftır.
Yüksek makamlar yüksek tepeler gibidir. Koşarak çıkanlara nefes darlığı verir.
Herkesin bayıldığı adamlar, senin hoşuna gitmiyorsa, o zaman anla ki basit insan değilsin.
Yüksek makamlar ancak hafif başları döndürür.
Kişinin beklediği bir değişim vardır. Her değişimde sanır ki beklediği değişim gelmiş. Ve çok geçmeden anlar ki, bir kez daha yanılmış…
Pilotları kıskanıyorum. Bence İnsanları gerçek ölçüsünde bir tek onlar görebiliyorlar.
Kalabalığı sevmem. Bana öyle geliyor ki orada herkes birbirine bulaşır.
Her cenaze alayına rastlayışımda düşünürüm. Şimdi omuzlarda taşıyorlar, birazdan ayaklar altında çiğneyecekler.
En vefalı dostumuz gölgemizdir. O da arkadaşlık yapmak için güneş ister.
Karga ne kadar adını değiştirse de sesinden tanınır.
Haset, başkasının balını kendi ağzına zehir etmektir.
Karnı açlardan ziyade, kalbi açlara acırım.
Köpeğe gem vurma, kendini at sanır.
Kartalın beğenmediğini kargalar kapışır.
Meşe gölgesinde filizlenen yosunlar, çok kere kendilerini meşe fidanı s
sanırlar.
Açıkgözlülük, sırasında göz yummayı bilmektir.
Eskimiş fikirler paslanmış çivilere benzer, söküp atmak çok güçtür.
Alnını ne kadar dik tutarsan yere o kadar sağlam basarsın.
Güzel bir eskiyi, güzel bir yeni yap, bence dahisin.
Gündüz kandilini hazırlamayan, gece karanlığa razı demektir.
Kavak ağacını beğenen ve seven çok az kişi gördüm, çünkü dosdoğrudur.
Hayat, ruhun gizli kapısıdır. Çoğu kez kötü fikirler oradan girer.
İyiliği yalnız iyiler anlar, fenalığı herkes.
Kusurumuz ne kadar çoksa o kadar çok kusur ararız.
Zekasız kuvvet yıkabilir, fakat yapamaz!
Hayat merdivenlerini çıkarken, insanlara iyi davranalım. Çünkü inerken gene aynı insanlara rastlayacağız. (Cenap Şahabettin)

Öyle horozlar vardır ki, öttükleri için, güneşin doğduğunu sanırlar.
Yaşamak için bırakılmış bir yön baktım, yoktu: Ben direnmek için elimden gelin yaptım.
Herkes dünyayı değiştirmeyi düşünür, ama kimse kendini değiştirmeyi düşünmez.
Uzak ve imkansız gözüken bir şey, bir anda yakın ve mümkün olabilir.
Kıskançlık, insanı alçaltan ve küçülten bir duygudur.
Bir insan treni kaçırırsa başka bir tren gelir onu alır. Bir ulus treni kaçırırsa başka bir ulus gelir onu alır.
Açlık insanı öldüren, partileri yaşatan bir olaydır.
Mutlu olmak istiyorsanız, olun.
Her zaman kalbimizden gelen ve doğru bulduğumuz sese uymalıyız, çünkü o ses hiçbir zaman yalan söylemez.
Gerçek değer; gelmesi boşluk dolduran değil gitmesi boşluk yaratan.
En güçlü iki savaşçı sabır ve zamandır.
Bütün mutlu aileler birbirlerine benzerler, her mutsuz ailenin ise kendine özgü bir mutsuzluğu vardır.
Müzik duygunun kısaltılmış halidir.’
Hayat bizi resmen dört işlemle sınar; Gerçeklerle çarpar, ayrılıklarla böler, insanlıktan çıkarır ve sonunda topla kendini der.
Gerçek hayat, minik değişiklikler meydana geldiğinde yaşanır.
Sıkıntı sürecinde olgunlaşan, düşünceyle yoğunlaşan, emekle hazırlanan ve en iyiyi vermeyi amaçlayan faaliyete sanat denir.
Güzel olan sevgili değildir, sevgili olan güzeldir. (Tolstoy)



